12.05.2016 23:47:14
0 Yorum

Prof. Dr. Orhan Küçük
DETERMİNİZM RASYONEL DEĞİLDİR

Determinizm, ahlaki seçimler dahil bütün olayların, özgür iradeyi ve insanın başka türlü davranabilmesi ihtimalini dışlayarak, önceden var olan nedenlerce belirlendiğini savunan bir kuramdır. Bu kuram; evrenin tümüyle ussal bir yapısı olduğu, dolayısıyla her şeyin önceden kestirilebileceği, beklendiği şekilde cereyan edeceği ve görünen alemin her şeyi izah etmede yeterli olacağı görüşlerine dayanmaktadır.

Determinizm düşüncesinde sebeplere anlam yüklenmekte, gerçekleşen olaylar görünürdeki sebeplere bağlanarak Yaratıcı saf dışı bırakılmak istenmektedir. Bu açıdan Determinizm, ciddi bir inançsızlık tuzağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sebeplerin mahiyeti veya hikmeti ortaya konabilirse, Determinizm’in rasyonel olmadığı anlaşılabilecektir. Bu yazıda işin bu yönü değerlendirilecektir.

Cenab-ı Hak tüm eşyanın, semavat ve arzın Yaratıcısı olmakla beraber, bir kısım hikmetlerini anlayabildiğimiz kadarıyla, eşyanın var edilmesinde belli sebepler var etmiş, insanı da sonuçlara ulaşabilmek için bu sebeplere yönlendirmiştir. Bu durum, kendisi de bir sebep olan insanda, imtihan sırrının bir cilvesi olarak yanlış değerlendirmelere sebep olabilmiştir. Fakat imtihanı kazanacak olanlar, akledenler, tefekkür edenler ve kâinat kitabını doğru okuyanlar, gerçek yaratıcıyı ne kadar karmaşık olursa olsun tüm sebeplerin arkasından bulmuş, çıkarmış ve tek şükür merkezi, tek ubudiyet makamı ve tek dua, yakarış ve arz-ı hal mercii olarak kabul etmişlerdir.

Burada sebep derken, görünürdeki aracılar, yapıcılar veya zahiren etki sahibi oldukları zannedilen, ağaç, insan, makam, hastalık veya Azrail gibi her türlü vesileler kastedilmektedir.

Sebeplerin yaratılmasının hikmetleri vardır.

Öncelikleşunu belirteyim ki; sebepler şikâyetlerikendi üzerine çeker. Hastalıklar ve ölüm meleği gibi sebepler, şikâyetlerin Cenab-ı Hak’ka gitmemesini sağlar. Hatta Azrail’in (as):“canlarını alacağım için kulların benden şekva eder” demesine,Cenab-ı Hak’kın: “hastalıkları seninle onlar arasına perde yaparım” biçiminde manevi hitab-ı ilahi ile cevap verdiği,latifeli bir tarzda beyan edilmektedir.

Hastalıklarda Azrailde (as) birerperdedir. Bu türperdelerveyasebepler, izzetveazametinkorunmasıiçingereklidir. Fakathiçbirsurettetesirsahibiya dagerçekyapıcıolamazlar.

Bir diğer husus sebeplerin görünürdeki çirkinliklere menşe olması ve böylece eleştirilerin kendilerine yönelmesidir. Gerçek anlamda bakıldığında çirkin olmamakla beraber, bazı işler görünürde çirkin, zararlı, hatalı veya kusurlu olarak değerlendirilebilmektedir. Ateş, sel, doğa olayları, yaradılış sırları veya insandaki bazı haller buna örnek verilebilir. Böyle olunca insanlar bazı zahiri kusurları bu sebeplere vermekte ve eleştiriler Yaratıcı’ya yönelmemektedir.

Dünya hikmet alemidir. Yani gerçekleşen her olay bir hikmet dairesinde, zahiri sebepler çerçevesinde gerçekleşmektedir. Sebepler birer perde ve onları bu mahiyette yaratan da yine Halik-ı Arz ve Semavat olduğundan sebeplere riayetsizlik de Allah’a karşı bir nevi saygısızlık olarak değerlendirilebilir.

Bir başka husus da Cenab-ı Hak’kın, sebeplere müracaatı güzel göstermiş, her bir sebebe ayrı bir güzellik takmış olmasıdır. Bu, hem insanları sebeplere yönlendirmesinin ve imtihan sırrının bir şubesi hem de  Sani-i Hakîm’in güzelliğinin, süsleyiciliğinin ve şuur sahibi olan, arzın halifesi insana Kendini sevdirmek istemesinin bir göstergesidir.

Dikkat edilecek bir husus da bir arada meydana gelmedir. Bir takım durumlar sürekli olarak bir arada meydana gelince ya da bir iş birisi aracılığıyla olunca biri olmadan öbürünün olmayacağı, görünürdeki sebebin gerçek yapıcı olduğu zannedilebilmekte ve hata edilmektedir. Buna iktiran yani bir arada gerçekleşme veya birlikte olma denilmektedir.

Burada bir işi yapılmasında bizzat tesir sahibi olmak değil, aracı olmak, vesile olmak durumu sözkonusudur. Cenab-ı Hak bir işi murad etti mi, istemeyenler eliyle de yaptırabilir. Bu bakımdan sebeplere fazla takılmamak, haddinin fevkinde değer vermemek fakat bütün bütün de gözden kaçırmamak gerekir. Sebeplere ölçüsünde bir teşekkür takdim edilmelidir. Burada Efendimiz (sav) yine bize en güzel rehber olmuşlardır.Şöyle ki; “Kim kendisine yapılan bir iyiliğe karşı, bunu yapana: Allah sana hayırlı mükâfat versin derse, teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur” buyurmuştur.

Bu ifade edilenlerden anlaşılacağı üzere; sema ve arz aleminin, görünen ve görünmeyen tüm varlıkların tek bir yaratıcısı vardır, O da; Kur’an’da: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soran Malik’ül Mülk-ü ve’l melekût olan Allah’tır. Görünen sebepler veya aracılar, tesir sahibi olmayan, kendi mahiyetlerinden dahi habersiz, insanın dünyaya gönderiliş sebebi olan imtihan vesilesidir.

Determinizm diyenler, aslında sebeplere bir anlam yüklemekle ya bilgisizliklerini ortaya koymakta, ya kâinat kitabını yeterince iyi okuyamamakta, ya da kasten sebepleri öne çıkararak gizliden gizliye inançsızlığa kapı aralamaya çalışmaktadırlar.

Etiketler:

SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi