13.05.2014 13:07:58
0 Yorum

Muhammet AKSAKAL
Hızır ve İmtihan...

Birkaç gün aradan sonra yeniden sizlerle bu sütunlarda özellikle şehrin önemli meseleleri hakkında yazmak büyük mutluluk…

Neredeydin diye soranlarınız çıkacaktır…

Haziran ayında yapacağım izdivaç öncesinde rutin hazırlıklar için Bursa İnegöl’den yani mobilyacıların merkezinden biraz daha ekonomik olur düşüncesi ile alışveriş için yola revan oldum…

Önce İstanbul Atatürk Havalimanı oradan da beş buçuk saat süren Bursa yolculuğu sonrasında ertesi günü İnegöl’ün çarşılarını arşın arşın gezmeye başladık…

Buradan sizlere mobilyacılık dersi vermeye çalışmayacağım…

Zira birçoğunu yeni öğrendiğim mobilya terimlerini telaffuz etmekte bile zorlanıyorum…

Doğu’dan batıya giden herkes öncelikle doğup büyüdüğü yerleri batı ile kıyas yapma ihtiyacı duyar…

Fiziki yapılanma kıyaslanması aslında abesle iştigaldir diyeceksiniz haklısınız…

Fakat batı illerinin doğudan en büyük farkının ahilik kültürünün yani esnaflık bilincinin fazlasıyla yerine oturduğunu müşahede ettik…

Birkaç dakikalık sıradan bir mağaza gezisinde bile neredeyse başları üzerinde gezdirmeye çalışan Bursa ve İnegöl esnafının Erzurum’da ki meslek erbaplarına birşeylr öğretmesi gerekteği kanaatine vardım…

Ne var ki bir zamanlar ipek yolunun merkezi ülke ekonomisinin can damarlarından biri olan Erzurum’da esnaflık kültürü her geçen gün kan kaybediyor…

Bırakın baş tacı edilmeye paylana paylana alışveriş yaptırılıyorsunuz…

Bırakın alışveriş yapmayı vitrinden içeri girmekten bile imtina ediyorsunuz eğer bir şey almazsam neler olacak diye….

Birçoğunuz eleştirilerimin acımasızca olduğumu düşünebilirsiniz…

Fakat ne var ki acı gerçeklerden bahsediyoruz…

Erzurum esnafının hali hızıra işini gördürüp sonra tanımaz hale gelen vatandaşın hikayesine benziyor…

Biraz tebessüm birazda sizde kıssadan hisse olması için bu yazıyı beğeneceğinizi ümit ediyorum…

 

"Adamın biri yüklü kağnısıyla yokuş yukarı çıkarken, öküzlerin takati kesilir ve yolun ortasında kala kalır.

Sağına soluna bakar; fakat yardım edecek kimse bulamaz.

Hemen aklına Hızır gelir…

Başlar dua etmeye.

Allah’ım! Ne olur, bana bir Hızır!

Gerçekten duası kabul olup Hızır imdada yetişir.

Kağnının arkasından iterek yokuşu kolayca çıkarlar.

Biraz düzde yol aldıktan sonra inişe gelirler.

Artık işler kolay.

Bu sefer Hızır arabanın önünde yürümeye başlar.

Nasılsa adamın ihtiyacı kalmamıştır.

Yokuş da bitti!

Başlar Hızır’a söylenmeye…

Hey! Hızır mısın nesin?

Çekil oradan…

Arabanın oku bir tarafına dokunacak!

Peki, biraz önceki dualar ne oldu?

Ne olacak? Uçup gitti.

 

Ama şunu unutmamak lazım. Ya inişte araba fren tutmazsa?

Bunu hiç hesap etmiyor.

Aslında yokuşlar da inişler de bitmez.!

Her ikisinde de başkalarına ihtiyaç olabilir. "

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi