06.05.2014 21:01:20
0 Yorum

Muhammet AKSAKAL
Haham ve Siyaset

At gözlüğü ya da at şu gözlüğü (Görsel ve söz alıntıdır)

Çok anlatılan bir kıssa;

 Hatta İnternet'te bir arama motoruna “ilmi siyaset” yazın, karşınıza aynen o hikâye gelir.

 

Hani “Ey cemaat, bu hocanız var ya bu hocanız, böyle mübarek hoca zor bulunur, ben diyorum ki, sizin hocanın sakalından bir kıl koparan cennete gider, sakalından bir kıl kopartan cehennem azabı görmez” dediği…

 

Evet, maalesef böyle bir hikâye ne kitaptan, ne de akıldan nasip almamış bir hikâye aslında.

Neresini düzeltsek bilmem?!...

 

Bu hikâyenin aslı,

Musevi cemaate aittir.

 

Hikâyedeki Genç, medresede değil,

Haham okulunda eğitim almıştır.

 

Çok eski zamanlarda ülkeye nam salmış bir haham okulunda eğitim almış, bu genç,

Köylülerle birlikte camiye değil,

Havraya gider.

Havrada, haham anlatıyordur.

Söylediklerinin çoğu yalan yanlış bilgiler…

Bizim Genç dayanamaz, hahama müdahale eder.

 

— Haham, haham, senin anlattıkların böyle değil sen yalan yanlış şeyler söylüyorsun. Ey insanlar bu haham sahtekâr, yalancı!

Haham bakar köylünün gözünde itibar kaybedecek,

— Ey insanlar, bu Genç, aramıza nifak sokmak için gelmiş, bunun katli vaciptir.

 

* * *

 

Hikâyenin sonu malum;

Köylüyü Genç’e karşı kışkırtır haham,

Bizim Genç zor kurtulur köylülerin elinden.

Yaka paça yırtık perişan vaziyette haham okuluna geri döner.

Okulda hocaları Genç’i karşılarında o halde görünce;

— Niye geldin? Diye sorarlar.

 Genç;

— İlmi siyaset dersi okumaya geldim. Der.

 

Neyse, bizim Genç ilmi siyaset dersini de okur.

Haham okulundan ayrılır.

Tekrar aynı köye gider.

 

Aynı haham aynı şekilde yalan yanlış vaaz ediyordur.

 Genç “galeyana gelmiş rolünde” ayağa fırlar ve havradakilere;

 — Ey cemaat, der, bu hahamınız var ya bu hahamınız, böyle kıymetli haham zor bulunur, ben diyorum ki, sizin hahamınızın sakalından bir kıl koparan cennete gider, sakalından bir kıl kopartan cehennem azabı görmez.

 

Bu hitap üzerine köylülerin tamamı bir kıl koparabilmek için hahama saldırır.

Haham köylülerin altında ezilir, aradan da Genç’e söylenir;

— Seni tanıdım, sen geçen sene buraya gelen kişisin, ama bu defa POLİTİKA okumuşsun.

 

* * *

 

Kıssadan hisse;

Siyaset ilmini elbette ki öğrenmek gerekir.

Öğrenmezsek böyle akıl ve ahlak dışı hikâyeleri birbirimize asırlarca anlatmaya, kötüyü hoş görmeye, menfaatimiz için, yanlışı onaylamaya, destek olmaya devam etmiş olmaz mıyız?

 

Şimdi biz “İlmi Siyaset”ten ne anlıyoruz?

Doğru davranış Genç’in ilk yaptığı değil miydi?

Bir yanlışın bir an önce düzeltilmesi için, doğru olan “ilk adımı atmak” değil midir?

Yanlışı görüp düzeltmeye çalışmak, mümkünse bunu karşımızdakini incitmeden, küçümsemeden yapmak…

Siyaset ilminden anlaşılması gereken bu değil midir?

* * *

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.” (M. Akif)

Akif'in dediğinden ben bunu anlıyorum, yanlış mı?

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi