22.09.2015 20:08:20
0 Yorum

Mehmet Şener
Tevfik Fikret'in torunlarına..

Bazı çevrelerin "Türk şiirinin en büyük ismi" olarak kabul ettiği Tevfik Fikret, kendi ülkesine ve ülkesinin hükümdarına karşı öyle keskin bir hınç ve kin besliyordu ki, hükümdarın suikasttan şans eseri kurtulmuş olmasını "çok büyük bir talihsizlik" olarak görüyordu.. Siz sanıyor musunuz ki Jön Türkler'in edebi mihmandarı Tevfik Fikret'ler günümüzde yoktur ve siz sanıyor musunuz ki günümüzün hainleri Tevfik Fikret'ten daha seviyeli?

Değil elbette?

Tevfik Fikret ihanette ne kadar sınır tanımıyorduysa, günümüzün sözde aydınları da aynı yoldu... Aradan yüz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen ne hikmetse bu topraklar, onlarca, yüzlerce Fikret'ler yetiştirmeyi başarmış!

İşte size ete kemiğe bürünmüş bir örnek...

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg  hava saldırılarının PKK ile olan barış sürecini tehlikeye soktuğunu söyledi. Stoltenberg "Her ülkenin kendini savunma hakkı vardır. Türkiye'nin de terörist saldırılara karşı savunma hakkı vardır. Ama, bu savunma ölçüler içinde kalmalı ve gereksiz yere sorun daha da büyütülmemelidir" dedi.

Bu açıklama anında bizim ihanet çevrelerinde "ilahi bir buyruk" gibi bayraklaştırıldı ve PKK muhipleri için neredeyse can simidi oldu!

NATO Genel Sekreteri zırvaladı ve de Türkiye'yi PKK'ya karşı güya uyarmış oldu ya, anında Tevfik Fikret ruhu ölü topraklardan yeniden zuhur etti ve ne kadar hain ve de işbirlikçi varsa tekmili birden içtima oldular!

Bu naylondan aydınların bayraklaştırdığı Tevfik Fikret, o meşum şirinde şöyle diyordu:

Ey şanlı avcı,damını bi Hüda kurmadın,
 Attın,fakat yazık ki,yazıklar ki,vuramadın.
Dursaydı bir dakikacağız devr-i bi-sukun
 Bir hayır olurdu, misli asırlara geçmemiş."

(Sultan İkinci Abdülhamit Han'ın 1905 yılının Temmuz ayında Ermeni komitacıların kendisine düzenlediği bir suikast girişiminden 1 dakika 42 saniyelik bir gecikmeyle kurtulmuştu.)

26 kişinin öldüğü, 58 kişinin yaralandığı ve 20 atın parçalandığı suikast girişimi, Sultan Abdülhamit'i öldüremediği için başarısız olunca, dönemin şairlerinden Tevfik Fikret yazdığı "Bir Lâhza-i Taahhur - Bir anlık duraklama" şiiriyle, adeta suikastın başarısızlığına üzüntüsünü dile getirmişti.

Aynı üzüntüyü bugün de PKK muhipleri can hıraş bir şekilde dile getiriyor. NATO Genel Sekreteri de bu adamların bilmem neyine göre fetva vermiş olunca, sanıyorlar ki, Türkiye'yi dize getiririz.

Zavallı gafiller!

2. Abdülhamit'i önce Ermeni terörist tarafından suikastla olmayınca da İttihatçı darbeyle "hal" eden Batı'nın emrindeki Jön hainler, bugün de aynı şeyi Erdoğan için planladılar...

Menderes'i de, Özal'ı da benzer yollarla "hal" etmişlerdi.

Erdoğan niçin olmasın ki?

Müstemleke olmaktan kurtulup bağımsız bir devlet olma yoluna giren Türkiye, ne kadar emperyalist yamağı beşinci sınıf uyduruk aydın varsa, hepsi tarafından batırılmak isteniyor.

Dün bu görevi Tevfik Fikret gibi vicdanı, aklını köreltmiş şairler eliyle yapılıyordu, bugün de PKK ve Nişantaşı yanaşmaları aracılığıyla deneniyor.

Tayyip Erdoğan da AK Parti de lausel değil tabii ki...

Eleştiri olmalı hem de en asaslı biçimde bir eleştiri... Zira 13 yıldan beri tek başına iktidarda olan bu kadro zaman zaman kendi yanlışını kutsayacak kadar narsist olabiliyor...

Bu başka bi şey...

Lakin bu yanlışı eleştirmek için çıkılan yolda ipin ucu vatana ihanet noktasına dayandırılıyorsa kimse bu hainliğe, "fikir özgürlüğü" penceresinden bakmamalı...

Değil mi ki,  benzer bir durum, bu trişkadan aydınların kıble belledikleri Batı'da aynıdır. Misal; bir Fransız kendi ülkesine ihaneti "münevver olmanın gereği" diye yutturamaz...

Ya bizde?

Adamlar artık açık açık yazıyor da söylüyor da. Dedikleri şu:

"AKP kaybetsin, Tayyip devrinsin. Bu uğurda gerekirse Türkiye de yanarsa yansın"

Daha dün paralelci manyağın biri "... Ankara'da başka planlar da var. Örneğin darbe seçeneği masanın üstünde" türünden zırvalıyordu ve bu zırva öyle dandikten bir televizyonda değil, Aydın Doğan'ın kanallarından birinde dillendiriliyordu.

Abdülhamit'i "hal" eden, Menderes ve Özal gibi "çizgi dışına çıkan liderler"i idam eden ya da bi şekilde devre dışı bırakan bu zihniyet, dün de Tevfik Fikret'in ruhunu tutsak etmişti.

1 Kasım seçimleri, bu ülke için hakiki manada bir dönüm noktasıdır.

Türkiye, ya yeniden iğdiş edilmiş bir ülke olarak birilerinin güttüğü ve birilerinin izin verdiği ölçüde hareket ettiği bir ülke olacak, ya da 13 yıl önce bağımsız bir ülke sloganıyla çıktığı yolda yeni merhaleler katedecek.

Dün nasıl ki mütareke basını vardıysa bugün de modern anlamda aynı anlayış geçerli...

Dün mütareke basını ülkenin istiklal mücadelesine karşı çıkıyor, onun yerine Amerikan boyundurluğunu öneriyordu. Bugünün satılık basını ise, sırf Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak için şeytanın bile pes diyeceği çirkinliklere teşne oluyor.

"Seçim Hükümeti"nde görev alan iki HDP'li bakan istifa etti!

Bu haber, o malum çevrelerde Serv meftunu akıl kaçkınlarının duyduğu haz gibi köpürtüldü. Umdular ki bu sayede "seçim hükümeti" düşer, böylelikle Türkiye yeni seçime AK Parti kaptanlığında girmez.

Dedikleri ortada:

"Kinimiz, Türkiye'den daha büyük"

NATO Genel Sekreteri'nin açıklamasını, sırf içinde operasyonlara yönelik eleştiri var diye bayraklaştıran tiplerin dedeleri, yüz yıl önce de İngiliz bayrağına ve işgal kuvvetlerine selam çakıyordu.

Attilla İlhan "yüzde on hain kontenjanı ayırın" demişti. Yaşasaydı kim bilir bugün hainlerin oranının yüzde yirmilere dayandığına bakıp nasıl kahrederdi.

"Allah var, gam yok"

Hemşerimiz Ziya Paşa diyor ki..

"Allah'a tevekkül edenin yaveri Hakk'tır,

Naşad gönül bir gün olacak şad olacaktır.

Bu karanlık günler de elbet geçecek...

Bugün dağı taşı bombalarla donatmış olan PKK, er ya da geç yerlebir edilecek.

Asıl sorun, terörist bir örgüt olan PKK'nın arkasına sığınarak ve de kendine "aydın" pozları vererek ihanet eden şuursuz güruhtur.

Çünkü onlar öyle kin sarhoşu ve nefret kralı namertler ki, PKK'nın bayramı kana bulamak istemesini bile göremiyorlar.

Ez cümle; Tevfik Fikret bugün yaşıyor olsaydı, kendisi gibi aynı yolda olan bu hainlere bakıp, "Ben bile bu kadarını abartılı bulurum" derdi.

NOT:

Ramak kaldı unutuyordum. Öyle ya yarın bayram, mübarek Kurban Bayramı...

Allah hayırlarınızı ve dualarınızı makbul kılsın...

Bayramları bayram tadında kutlamayalı bi hayli zaman oldu. İnşallah bu ülkenin her günü bayram tadında geçer...

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi