14.02.2015 18:17:12
0 Yorum

Mehmet Şener
Necati Bey, peki sen 'eklak'ı biliyor musun?

Erbab-ı kalem Necati ağabeyi (Güngör) dün Erzurum Ajans'taki köşesinde, Anadolu'da seçim sırasında yaşanmış bir hatırayı "Eledir" başlığı altında, ince bir mizahla nakletmiş...

Anadolu dile gelse de anlatsa, şu yarım yamalak demokrasi serüvenimizde, bu topraklar kim bilir her biri ayrı birer film konusu olacak ne hikâyelere tanık olmuştur.

Ne, "size deniz getireceğim" sözü, bir şehir efsanesidir, ne de "asker kaçağı İsmet Paşa" yakıştırması, palavradır.

Hepsi ve daha fazlası, bihakkın yaşanmış şeylerdir.

Aslında üşenmeyip yazsa göreceksiniz, Necati ağabeyi de daha ne hikâyeler vardır.  Çünkü rahmetli Cihat Güngör gibi siyaseti adam akıllı yapmış esaslı bir Dadaş'ın oğlu, eski ama eskimemiş bir gazeteci, ıstılahi anlamda tekaüdde olsa yüksek bürokrat ve de Mehmet Nuri Yılmaz gibi bir efsanenin ilmi tedrisatından geçmiş bir ehli kâmil...

Bakmayın siz Yavuz Donat'ın adının "Demirel uzmanı"na çıkmasına; asıl Demirel uzmanı Necati ağabeyidir. Zira yıllar yılı "Beyefendi" ile dirsek dirseğe çalıştı.

AK Parti'yle yıldızı barışmadı bir türlü. Ama O'nu tanıyanlar bilir ki, paralel yapıyla yağmurlu bir günde bile aynı saçak altında durmuşluğu da yoktur.

Ne yazık ki bazı insanlar ne İsa'ya ne de Musa'ya yaranamıyorlar. Sebebi belli: Nalına da vuruyorlar, mıhına da...

Hal böyle olunca...

Tıpkı Fevzi Budak gibi Necati Güngör de kimsenin adamı değildir.

İyi ki de değiller...

Unutmayın ki birilerinin adamı olmak her kişinin, birilerinin adamı olmamak da er kişinin işidir.

Fakat bu demek değildir ki, hak ve hakikat karşısında üç maymunu oynuyorlar.

Neyse yine sözü çok uzattık ve köşenin istiap hakkını aştık.

Seçime dair bir hatırayla bitirelim o halde...

Yine böyle bir seçim arifesinde Erzurum'un güney ilçelerinin birinde adayımız ateşli bir nutuk irad ediyor.

"Ey ahali! Bir toplumda eğer şu üç 'e' yoksa, o toplumun iflah olması mümkün değildir. Peki nedir o üç 'e'? Söyleyeyim bu üç 'e' şudur:

Ekonomi...

Eğitim..."

Adayımız üçüncü 'e'yi bir türlü diyemiyor. Çünkü kendince üçüncü 'e'yle başlayan kelime aslında 'e' ile değil, 'a' ile başlamaktadır. Fakat değil mi ki adayımız sözün başında 'üç e' demişti.

Devam ediyor. Sevgili hemşerilerim, üçüncü 'e' de "Eklaktır'

Yani "ahlak" demek istiyor.

Evet üç e formülü siyasetimize böyle girmiştir.

Ekonomi, eğitim ve eklak!

Bugün mizah olarak ele alıyoruz ama aslında o adayımız son derece ileri görüşlü bir siyasetçiymiş.

Öyle ya; hangi toplum vardır ki, ekonomisini, eğitimini ve ahlaki yapısını ıslah etmeden kalkınabilmiş olsun...

Bugünün modern aday adaylarına tavsiyemiz şudur:

Bırakın birileri gülecekse gülsün, gelin siz bu "üç e" meselesini eni konu bi düşünün.

Bindirilmiş kıtaların ağızlarından ezberletilmiş sloganlar duymak istemiyorsanız, siz siz olun...

Ahlak'a "ehlak" da deseniz olur. Yeter ki samimi olun.

Aday adayı broşür bastırmış. Buyurmuş ki, "Erzurum'un makus talihini değiştireceğim"

Bire muhterem! Bir memleketin senin gibi aday adayı olursa, o memleket için senden kara bir makus talih ne olabilir ki?

Necati ağabeyi ne der bilmiyorum ama ben bugünkü fotoğrafa bakarak favorimi ilan ediyorum:

"Üç e!"

Haydi bir kez daha tekrarlayalım:

-Ekonomi

-Eğitim

-Eklak

Bu ülkede mizah, ateşten gömlek giymeye eş değer. Bu yüzden gören kaçıyor! Bereket, her dört yılda bir genel seçim oluyor da ahali az da olsa tebessüm edebiliyor!

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi