28.08.2014 00:32:30
0 Yorum

Mehmet Şener
Narman...

 

Rahmetli Osman Bektaş Hoca’ya sormuşlar, "Efendi hazretleri Narman mı iyidir Tortum mu?"

 

Zor bir soru...

 

Hele bir de bu zor sorunun hem Narmanlı hem de Tortumlu muhatapları aynı anda oradaysa...

 

Osman Bektaş Hoca, Tortumlu...

 

Ama öyle bir cevap vermeli ki, ne kendi hemşerileri gücensin, ne de Narmanlılar...

 

Şöyle demiş:

 

"Kurban Narman iyidir, zira Tortum’a yakın olduğu için."

 

Bendeniz meseleye şöyle bakıyorum: Bir insan nasıl ki anasını güzel ya da çirkin olduğuna bakmadan anası olduğu için seviyorsa, doğup büyüdüğümüz yerler de tıpkı analar gibidir...

 

Bu sebeple güzellik de çirkinlik de aslında izafidir.

 

Size göre dünyanın en güzel yeri olan bir yer, başkası için hiç de cazip değildir.

 

Misal; ben İstanbul’u çok da sevmem... Fakat bu İstanbul’un çirkin olduğuna delâlet etmez ki...

 

İlçelerimiz ve köylerimiz de öyledir...

 

Bendeniz Tortumluyum; ilçemi de, köyüm olan Şenyurt’u da çok severim.

 

Ama bu, başka güzelliklerin hakkını teslim etmeme mani olamaz...

 

Ramazan’dan sonra yazmıştım ya, "Narman’ı çok beğendim, bir gün yazmalıyım" diye...

 

Galiba o gün, bugündür...

 

Hoş size Narman’ın tarihçesini, ya da jeopolitik önemini anlatacak değilim.

 

Narman, Erzurum’un ilçelerinden biri... Tıpkı Bektaş Hoca’nın da dediği gibi Tortum’a yakındır.

 

Erzurum’un her ilçesi gibi Narman da, fukaralık illetine yakalanmış, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan, aç olduğu halde durumunu kimseye belli etmeyen mütevazi, onurlu ve de sessiz bir ilçemiz...

 

Geçen Ramazan’da, artık yüz yaşına merdiven dayamış babamla birlikte adeta ilçelerimizi yeniden tanıma turuna çıkmıştım.

 

Tabii ki yolumuzun bir durağı da Narman’dı...

 

Narman’ı bilmesine bilirdik tabii ki... Sümmani’den tutunuz da Ethem Baba’ya kadar nice gönül ehline ev sahibi olmuş kendi halinde, ama bir o kadar da derinliği olan bir ilçemiz...

 

Horasan’a varmadan ayrılan yoldan Narman’a gittik... O yolu ilk kez kullanıyordum.

 

Sakin, güvenli ve düzgün bir yol...

 

Narman’a vardığımızda ilk dikkatimi çeken şey, kasabanın temiz ve insana huzur veren bir görüntüye sahip olmasıydı...

 

Etrafta gözünüzü rahatsız eden bir nesne veya sizi tedirgin eden bir unsur yoktu.

 

Yollar düzgün, kaldırımlar, temiz, binalar bakımlı, etrafa çeki düzen verilmiş...

 

Belli ki burada bir belediye var...

 

Sümmani’nin şehrine de başka türlüsü yakışmazdı ya...

 

Narman,  Ak Partili bir belediye başkanı olan Ahmet Yücel İşleyen yönetiminde.

 

Genç, çalışkan, dürüst, heyecanlı ve dünyadan haberdar bir belediye başkanı...

 

Belli ki imkanı olsa Narman’ı Türkiye’nin Paris’i yapacak...

 

Olmayan imkanlarına rağmen, bir kasabanın nasıl olması gerektiğini icraatlarıyla gösteriyor.

 

Yeşil alanlar, düzgün caddeler, temiz sokaklar, yüzleri gülen binalar ve cıvıl cıvıl bir çarşı...

 

Evet tipik bir taşra kasabası; ama gidin görün siz de hak vereceksiniz Narman’da çok fazlası var...

 

Belli ki orada bir edebiyat, derin bir kültür, estetik kaygısı ve bir de hoşgörü sahibi bir belediye başkanı görev yapıyor...

 

Yoksa küçük bir ilçede bütün bu ayrıntılar bir arada olamaz ki...

 

Narman’dan söz ederken sevgili İbrahim Erkal’ı anmadan geçmek mümkün mü?

 

Değil elbet...

 

O İbrahim Erkal ki bu şehrin mümtaz bir değeri, has bir evladıdır.

 

Sanatkardır, sanatçıdır, şairdir...

 

Narmanlı olup da şair olmamak mümkün mü?

 

İsmail Bingöl ağabeyimiz iyi bir şairse bunu Narmanlı olmasına borçludur...

 

Suyundan mıdır yoksa havasından mı bilinmez ama Narman naif insanların yurdudur.

 

O gün şöyle içinden geçtim, Ethem Baba türbesinin önünde durup cümle geçmişlerimize Fatiha okuduk; keşke bir günümü geçirebilseydim...

 

Başkan İşleyen, Narman’ı öyle şirin bir yapıya kavuşturmuş ki, insan orada bulunduğu sürece huzur ve sükûn içinde oluyor.

 

Narmanlıları da tebrik etmek lazım... Öyle ya, kendilerine o şehri vücuda getiren belediye başkanını yeniden ve yeniden seçme becerisini göstermişler...

 

Az şey mi?

 

Biliyorum Vahit ağabeyi şimdi söylenip duruyor, "Gel Narman’a gidelim derdim de sen hep mazeret bildirindin. Şimdi gördün mü neyi kaçırmış olduğunu."

 

Haklısın Sayın Vahit Bingöl; haklısın...

 

Hoş bilmiyor değildim de bir kasabının beş on yıl içinde bu denli değişmiş olabileceğini düşünemedim; cehaletime veriniz lütfen...

 

On yıl belki de daha fazla olmuştur. Bendeniz Narman’a gitmiş ve orada o günlerde üzerimizde bulunan görev icabı insan hakları konusunda bir konferans vermiştim.

 

Şimdi gördüm ki köprülerin altından çok sular akmış. Narman o eski Narman değil...

 

Şirin mi şirin...

 

Temiz mi temiz...

 

Ramazandı, ne çay içebildik ne de o güzelim çarşısından alış-veriş yapabildik. Şayet yolum bir daha Narman’a düşecek olursa Ramazan olmamasına dikkat edeceğim...

 

Çünkü o güzel çarşının esnafı da güzel ikramlar yapıyordur...

 

Bir de o belediye başkanını yakından tanımak isterim; ona sormak istiyorum; "bu işin sırrı nedir" diye...

 

Merhum Osman Bektaş Hoca, "Narman güzeldir, zira Tortum’a yakın olduğu için" demiş.

 

Bendeniz de (bir Tortumlu olmama rağmen) Narman çok güzel, hem de örnek alınacak bir kasaba diyorum...

Tebrikler değerli belediye başkanı...


Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi