30.06.2015 22:06:58
0 Yorum

Mehmet Şener
Bu gidişat hiç de hayra alamet değil...

Öncelikle şu gerçeğin altını çizelim: Erzurum, kayda değer ölçüde haram ekonomisi olan bir şehir değildir.

Yani şunu demek istiyoruz: Erzurum'da, misal bir İstanbul, Diyarbakır, Mersin, Van, Hakkâri, Antalya, İzmir ya da benzer yapılardaki şehirlerde olduğu gibi ciddi miktarlarda kayıt dışı paraya, yüksek oranlarda uyuşturucu ticaretine yahut silah kaçakçılığına benzer tiplerde organize suç da yoktur, suç çeteleri de...

Bu çerçeveden bakınca Erzurum adına elbette sevinmeliyiz. (gerçi bazıları Erzurum'un da haram ekonomisi olsaydı, bugün kimsenin ağzı açlıktan kokuyor olmazdı, diyor. Bu işin şakası dahi çok vahim) Ancak bu demek değil ki, Erzurum da sütten çıkmış ak kaşık gibidir.

ÇEREZ SATILIR GİBİ HAP VE ESRAR SATILIYOR!

Maalesef çapı büyük olmamakla birlikte, Erzurum'da da hem kara para ticareti, hem de uyuşturucu pazarı var.

Yasadışı işlere karşı Vali Altıparmak'ın da, Emniyet Müdürü Kamil Karabörk'ün de tavırlarını biliyoruz. Yasal çerçevede kalmak kaydıyla, suç ve suçluya karşı kimsenin gözünün yaşına bakmadıkları, bugüne kadar gösterdikleri çalışmalarıyla anlaşılmıştır.

Buna rağmen son günlerde artan bir şikayet gerçeğiyle karşı karşıyayız.  Özellikle anne-babalar, gençlerimizi zehirleyen uyuşturucu tacirlerine yönelik polisin daha zecri tedbirler almasını istiyor. Esnaf ise, başka bir sorundan müşteki... Onlar da, yüksek faizle para satmayı neredeyse meşru hale dönüştüren işadamı kisvesi altındaki tefecilerden yana çok dertli...

TEFECİLERİN BİR TEK TABELALARI EKSİK!

Pekala, "Efendim satan memnun alan memnun" diyebilirsiniz.

Öyle ya bu tefeciler hoş kimsenin alnına silah dayayıp para satmıyorlar. Eyvallah...

Lakin mesele bu kadar da basit değil.

Her şeyden önce tefecilik ağır bir suçtur ve tefeciler bu para trafiğini yönetirken, adam kaçırma, tehdit, yaralama, gasp ve benzer nitelikteki suçları da çok kolayca işleyebiliyorlar.

Eski hadiselerden biliyoruz. Polisin ve savcılığın bu mesele karşısındaki en büyük açmazı, vatandaşın tefecilerden şikayetçi olmamasıdır.

POLİS DE DERTLİ AMA...

"Kahvehane köşelerinde konuşuyorlar ama iş şikayet etmeye gelince susuyorlar" diyor, polis de savcı da...

Haksız da değiller hani...

Peki bu durumda ne yapılmalı?

Polis veya savcılık "şikayet yok" diye, kendisine ulaşan ihbarlara bigane mi kalacak?

Ya da...

Vatandaş korkusundan konuşamıyor diye, tefecilik yaptıkları kabak gibi ortada olan bu adamlar, devlet nezdinde işadamı muamelesi görmeye devam mı edecekler?

VATANDAŞ İHBAR EDİYOR: İNTİHAR VAKALARI ARTABİLİR

Vatandaş bize adıyla sanıyla yazıyor. Diyor ki, "...Yakında memleketimizde intiharlar sıklaşırsa hiç şaşırmayın. Zira filanca kimseler (isimlerini açıkça yazıyor) milletin kanını emiyor, zorbalık yapıyor, tefeciliği sanki yasal bir iş gibi artık alenen sürdürüyor."

Gazeteciye bunları yazan aynı vatandaşın, savcı veya polis karşısında sus pus olacağına ihtimal vermiyorum.

Eskiden olsaydı, yani bundan on onbeş yıl önce, denilebilirdi ki, vatandaş polise ve savcıya güvenemiyor. Çünkü biliyor ki, polise savcıya şikayete gittiğinde, daha kendisi oradan çıkmadan adı suç çetesinin eline ulaşıyordu.

Çok şükür bugün o günlerden bir kırıntı bile yok...

(En azından temennim bu... Hüsnü zanda bulunmak istiyorum)

Hele bir emniyet müdürümüz ve o minval üzere yürüyen bir başsavcımız var ki, vatandaşı suçluya asla ezdirmez, suçludan yana tolerans göstermez...

Bu, genelde ülkemizin özelde de memleketimizin geldiği nokta bakımından çok değerli bir kazanımdır.

Klasik bir yaklaşım olacak ama o sözü söylemeden geçemeyeceğiz:

"Bir memlekette namuslu insanlar da en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memleket için kurtuluş yoktur."

Emniyet Müdürü Kamil Bey, şu günlerde hele esnaf toplantılarını bi sıklaştırsın görecektir ki, memlekette kimi çakal taifesi meydanı boş bulduğunu zannederek, yeniden organize suç çeteleri kurmuşlar...

PARALELCİLERİN PARMAĞI MI VAR?

Gençlere yönelik uyuşturucu hap ve esrar satanlar da aynı rahatlık içindeler! Düşünebiliyor musunuz bu zehir taciri alçaklar, yaşları küçük torbacı gençler vasıtasıyla, artık Cumhuriyet Caddesi'nin göbeğinde, (haydi tam adreslerini de verelim Erzincankapı'da, AVM ve pasajların önlerinde, içlerinde) uyuşturucu sattırıyorlar.

"Polis biliyor ama göz yumuyor" şeklinde bir suizanda bulunmuyoruz elbette... Böyle bir iddianın "i"si bile Kamil Bey'in yakınından geçemez.

İyi de o zaman bu torbacılar alenen bu hap ve esrarı nasıl satıyor?

Vatandaş da haklı olarak işte bu soruya cevap verilmesini istiyor:

"Nasıl?"

Ellerinde "falçata", "sallama", "muşta", yerine göre de silah olduğu halde dolaşan ve gençlere korku salarak uyuşturucu satan kimseler, hangi sebeple bu memleketi böylesine çobansız köy gibi görüyorlar.

Paralelci polislerin, hükümeti vatandaşın gözünde küçük düşürmek için türlü alçaklıklar tezgahladıklarını biliyoruz.

Düşünmeden edemiyoruz: Acaba bu torbacılara, tefecilere, uyuşturucu tacirlerine ve türlü çakal sürülerine "yol" verenler bu paralelciler mi?

Gerçi bu ihtimal kuvvetle muhtemel olsa bile ne Vali Ahmet Altıparmak'ı, ne Emniyet Müdürü Kamil Karabörk'ü ne de Başsavcı Ahmet Çiçekli'yi olup bitenlerden muaf tutmaz. Tutmamalı da...

Erzurum gibi haram ekonomisi güçlü olmayan bir şehirde, küçük çaplı da olsa organize suç çeteleri kolaylıkla cirit atabiliyorsa, yöneticilerimiz yeniden bir durum değerlendirmesi yapmak zorundadır.

Çünkü Erzurum'da kaçak sigara satanlar, esrar satanlara göre daha tedbirli davranıyorlar!

Bu manzara, hiç de hayra alamet değil...

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi