30.10.2014 00:41:36
0 Yorum

Mehmet Şener
Babam Cumhuriyet'ten büyük...

 

Cumhuriyetimiz 91, babam ise tam 100 yaşında...

 

Başka bir ifadeyle babam, Cumhuriyetimizden tam 9 yaş daha büyük...

 

Şimdi hafızası O’na oyun oynuyor. Ama bundan bir kaç yıl önce anlatırdı.

Bazen "harbi umumi" derdi, çoğu zaman da "Alman harbi"

 

Adı ne olursa olsun, o ikinci harp, babamın hayatında öyle derin izler bırakmış ki, sanki dört buçuk yıllık askerlik süresi, bütün bir hayatını kaplamış gibiydi...

 

"Günlerce potinlerimizi çıkarmadığımız olurdu. Her an teyakkuz durumu. Türkiye harbe girdi girecek. Karşımız Bulgar sınırıydı. Eğer harbe girecek olursak ilk hedefimiz Bulgar’dı."

 

İki buçuk sene üzerine, memlekete izne geldiğini anlattığında ise, üzerindeki çavuş üniformasıyla köyde nasıl da havalı gezdiğini ballandıra ballandıra anlatırdı.

 

Eee az bi şey mi?

 

Harbi umumide, Trakya’daki sınır tümeninde bölük çavuşu olmak...

 

Dile kolay dört buçuk sene...

 

Hani bugün askerlik bir yıl diye onu bile fazla görüyoruz.

 

Babam, İsmet Paşa’yı birebir görmüş adam.

 

Görmek de ne İsmet Paşa’dan, "aferin" bile almış  Erzurumlu bir çavuş...

 

Topçu Feyzullah Çavuş.

 

Yokluk yıllarında çavdar ekmeğini dahi bulamayanların hikayelerini anlatırdı.

 

"Hamdolsun" derdi. "Babam varlıklı adamdı, biz açlık çekmedik. Fakat o günleri görürdük, bilirdik. İnsanlar bir dilim ekmek uğruna ne eziyetlere katlanırdı."

 

Televizyonda haberleri izlerken, özellikle de iç siyasette ki çekişmeleri dinlerken öyle hayıflanırdı ki size anlatamam.

 

Adeta diline pelesenk olmuştu:

 

"Nedir paylaşamadıkları? Niye birbirlerini böyle yiyip duruyorlar? Yazık, çok yazık."

 

Atatürk’ten bahsederken, "O, bu milletin babasıydı. Kendi için değil, milleti ve devleti için çalıştı. Zorluk çektik, aç kaldık belki tamam. Ama Paşa, bu millete şerefli bir özgürlük armağan etti" derdi.

 

"Derdi" diyorum. Çünkü babam şimdi hadiseleri tahlil edecek muvazeneden yoksun ne yazık ki...

 

Benim babam; Tortum’un Kisga (Şenyurt) nahiyesinde Kayabey’in torunu, Şamil Ağa’nın oğlu Feyzullah Çavuş...

 

Başka hiç bir unvan, babamı "çavuş" denilmesinden daha fazla mutlu etmezdi.

 

Trakya’da Alman Harbi’nde bölük çavuşu ya da topçu çavuşu Feyzullah Şener...

 

Bugün Cumhuriyetimizin 91. yıldönümü...

 

Babama bakıyorum.

 

Yumruk kadar kalmış bedeni ile bir asrı devirmiş bir adam...

 

Yorgun, bitkin, suskun...

 

Ve fakat tevekkül ehli.

 

Alvarlı Efe’nin meclisinde uzunca zaman bulunmuş bir mürit... İşte o terbiye içinde hep aynı şeyi tekrarlayıp duruyor:

 

Hak şerleri hayr eyler,

 

Ârif anı seyreyler.

 

Zan etme ki gayreyler,

 

Mevlâ görelim neyler,

 

Neylerse güzel eyler. 

 

"Allah devlete ve millete zeval vermesin"

 

Bu dua, babamın dilinde tespih, yüreğinde yanan kandildir.

 

Sadece O’nun mu?

 

Babamın torununun oğlu Mehmet Çınar, en tatlı huzuru, o asırlık çınarın kollarında uyurken buluyor. Babam, sanki Mehmet Çınar’ın kulağına şöyle fısıldıyor:

 

Devletini yitiren milletler ezilmeye mahkumdur.

 

O biliyor ki, bu devletin başına Allah korusun bir hal gelecek olursa, millet yeniden perişan olup yurtsuz yuvasız kalacak.

Babam, Cumhuriyet’ten yaşlı; ama bereket Cumhuriyet babamdan yaşlı değil. Çünkü:

 

Cumhuriyetimiz her türlü, ama her türlü oyuna, tuzağa ve kumpasa rağmen aydınlık yarınlar için inadına genç, inadına dimdik ve inadına yürekli ve cesur...

 

Mehmet Çınar’a bakınca, Cumhuriyet’i görüyorum.

 

Babamın her anına ve her santimetrekaresine tanık olduğu Cumhuriyeti...

 

Coşkulu, kendinden emin, inançlı, cesur ve de hercai...

 

Elegan bir hanım...

 

Gözünü budaktan esirgemeyen bir Dadaş...

 

Ölümü hiçe sayan bir Efe...

 

Tiril tiril bir İstanbul beyefendisi...

 

Hasılı bütün bir Anadolu, yani bütün bir Türkiye...

 

İşte o abidenin adı Cumhuriyet’tir.

 

Yani Türk’tür, Kürt’tür, Lazdır, Çerkez,’dir, Pomak’tır, Boşnak’tır, Alevi’dir, Sünni’dir, Ateisttir, şeriatçıdır, Kemalist’tir, sağcıdır-solcudur...

 

Ama Türkiye’dir.

 

Babamın yüz yıl boyunca tanıklık ettiği gerçek bu...

 

Ben de Mehmet Çınar’a, babamın bana tanıklık ettiği ve benim de doya doya yaşadığım bu Türkiye’yi emanet etmek istiyorum.

 

"Şucu"nun, "bucunun" değil; yalnızca ve yalnızca hepimizin Türkiye’si...

 

Yaşasın Cumhuriyet...

 

Yaşasın babamdan çok ama çok genç olan Cumhuriyet...

 

Bugün akşam Erzurum’da da Cumhuriyet resepsiyonu olacak. Günler öncesinden bana ve eşime davetiye geldi.

 

Şimdi karar verdim. Davetli olmasa da bu akşam o resepsiyona babamı da alıp götüreceğim.

 

Çünkü Cumhuriyetimizin bugün elde etmiş olduğu bu başarıyı görmek en çok O’nun hakkı...

 

Yanılıyor muyum Vali Bey?

 

Haydi baba kalk gidiyoruz. Bugün senin küçük kardeşinin doğum günü...

 

Sen yaşa ki Cumhuriyet, sen yaşa ki Türkiye, bütün Mehmetler birer Çınar olsun...

 

Sen yaşa ki Cumhuriyet, bütün aydınlık şafaklar bu ülke üzerine söksün...

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi