24.04.2014 22:56:43
0 Yorum

Erdal Güzel
Dadaş'ın tütün öyküsü - 5

Sigara içenlerin aksesuarlarından biri de şüphesiz ağızlıklardı.

Yasemin Ağızlık, Sarı Kehribar Ağızlık, Gerneşe Ağızlık, Oltu Taşı Ağızlık, Sıkma Ağızlık, Telkari Ağızlık, üstü Savatlı Gümüş Ağızlık, Andız Ağızlık, Damla Ağızlık, Fiber Ağızlık, Demirhindi Ağızlık, Akik Ağızlık gibi çeşitleri vardı.

Bazı ağızlıkların közlükleri düşük ayarlı altından yaptırılırdı ve bunun üzerine de şahsın isminin baş harfleri yazdırılırdı.

Elma ağacından ve gürgenden yapılan ağızlıklarda piyasada bulunan ağızlık çeşitlerindendi.

Bu çeşitlerin yanında daha kibar görüntüleri olan hanım ağızlıkları vardı.

Gördüğümüz en fiyakalı ağızlık Kolonyacı Hafız Emi’nin top kısmı limoni kehribar olan gümüş ağızlığıydı.

Hamam işleten İlhami Arzuti de mercan tespihi, gümüş tabakası ve kehribar ağızlığı ile meraklılar arasındaydı.

Dreş Memmet, Tahmisçi İhsan Emi, Saraç Miğdat, Paşa Kobaza,Hafiz Binali,Marancı Yahya,Canip Kadanalı,Hacı Yaşar Yeğin(Kor Yaşar) ve  Dadaş Necati Tutaç’ta tabakaları ve tespihleri ile hatırlananlar arasındadırlar.

Gürpınar Sineması’nın sahiplerinden Zülâl Bey’in iyi bir ağızlık koleksiyonu bulunurdu.

Yolu Sivas’tan geçenlerin getirdikleri küçük ebatlarının yanında bir metreyi bulan uzunluktaki Sivas Hatırası yazılı ağızlıklar ile Eskişehir Lüle Taşı’ndan yapılmış ağızlıklar pek gösterişli olurlardı.

Sigaranın zararlarının yavaş yavaş duyulmasından sonra piyasaya süzgeçli ağızlıklar çıkmıştı.

Ağızlığın içerisine yerleştirilen tüp şeklindeki süzgeçler birkaç içimden sonra katranlaşırdı ve insanlar sigaranın zararından kurtulduklarını zannederlerdi.

Zararın farkında olup da zararı azaltmak için değişik metotlar uygulayanlarda yok değildi.

Toparlak köyünden yaşlı bir  kişinin tütünün zararlı etkilerini azaltmak düşüncesiyle uyguladığı orijinal bir metodu yine Ahmet Kurt hocanızdan dinlemiştik.

Bu tiryaki Muş’tan özel olarak getirdiği tütünü bir güvece basar  arasına iki tane ayva koyar ve güvecin ağzını dalak balı ile kapatarak ters çevirir bir sene bekletirmiş.

Bir sene sonunda kaldırdığı dalak balının zifirle dolduğunu görür ve zehrini aldığını zannettiği tütünü bir güzel içermiş.

Gerçi sigara içmek için bahane boldu, efkârlı ve sevinçli günler bu bahanelerdendi.

Duman öyle etrafımızı sarmıştı ki “İster zengin ol ister fukara, yemekten sonra yak bir sigara” diye bir deyim dahi yaygın olarak söylenirdi.

Fazla sigara içenler uyarıldıklarında “Atın ölümü arpadan olsun” gibi teselli sözleri kullanırlardı.

Sigarayı yakmak için kullanılan çakmaklar, tütün alışkanlığı olanların en önemli aksesuarlarından biriydi.

Her ne kadar Tekel’in ürettiği ve üzerinde “Vasati 40 Çöp” yazılan kibritler fazlaca kullanılsa da çakmakların ayrı bir yeri vardı.

“Kav çakmak” ismi verilen bu çakmaklar  biri çakmak taşı diğeri ise normal taş olmak üzere iki taştan ibaretti.

 Bazı yerlerde normal taş yerine demir çubuk kullanıldığı da olurdu

 Bu taşlardan biri diğerine sürtülerek kıvılcım elde edilirdi.

 Bu çıkan kıvılcımların, kav ismi verilen ve su kenarlarında yetişen bitkinin yapraklarının alt tarafında bulunan kurutulmuş ince zarın tutuşturmasıyla ateş elde edilirdi.

Kolay tutuşan bu zarın yerine bez parçası da kullanılırdı.

Taş devri görüntülerini akla getiren  bu iki taş ve fitil görevi yapan bez başka bir beze sarılarak ceplere konurdu.

İptidai çakmakların biraz daha gelişmiş hali ise sarıdan yapılmış, küçük bir kutunun içerisinde bulunan iki çakmak taşından ve benzinli pamuktan ibaretti.

Çakmak taşlarından birisi kutuya sabitlenmiş olarak bulunur, ikici taş ise seyyardı, ona kaybolmasın diye ip bağlanırdı.

Kutunun altında ise benzin dökülmüş pamuk vardı.

Yakma işlemi çakmak taşlarından seyyar olanının sabit taşa vurulmasıyla ortaya çıkan kıvılcımın benzinli pamuğu tutuşturması ile oluşurdu.

Bu çakmaklar bir dönem Tekel kibritlerinin satılması için yasaklamış, dolayısıyla bu çakmakları kimse üzerinde taşımaz ve evlerindeki zula yerlere saklarlarmış.

Önceleri kullanılan fitilli çakmakların yerini sonraları benzin ile çalışan muhtar çakmakları almıştı, bilahare fantezi çakmaklar ile gazlı ve manyetolu çakmaklar çıkınca bunlarında pek kıymetleri kalmamıştı.

Çakmakların benzini tayyare benziniydi, yani her benzin kullanılmazdı.

İbelo markalı çakmaklar keyifçilerin gözdesiydi, o günlerde hem az bulunurlardı, hem de pahalılardı.

Cadde ve sokaklarda “Çakmaklara taş, benzin” diye bağıran seyyar satıcıların sayıları da az değildi.

Bir dadaşın üzerinde taşıdığı en önemli şeyler tespih, tabaka ve ağızlıktı.

Dışarıdan görenler için tespih,tabaka ve ağızlık üçlüsü her ne kadar hoş bir görüntü ifade etmiş olsalar da bunların taşınmasının arkasında farklı bir düşünce yatardı.

Gümüş tabaka,Gümüş ağızlık ve Kuka tespih’in o günün şartlarında epeyce maddi karşılığı vardı.

Yani bu üçlü bir hayli para ederdi.

İşte bunları taşıyanlar yarın emri hak vaki olursa tabakayı,tespihi ve ağızlığı satıp cenazemizi kaldırırlar,yani kimselere muhtaç olmayız diye düşünürlerdi.. 

Evin erkeği evinden bir şey getirttirecekse, gönderdiği kişiye kendi tabakasını verir, eve giden kişi ilk önce tabakayı göstererek kendisini ev sahibinin gönderdiğini ispatlamış olur ve istenilen şeyi alıp getirirdi.

Çakmağı ve kibriti olmayan sigarasını yakmak isterse, yoldan geçene; “Ateşin var mı” diye sorardı.

Aradan yıllar akıp geçti, sigara içenler artık dünyanın her yerinde üçüncü sınıf bir uygulamaya tabi tutuluyor, sigara hayatın çoğu alanından atılıyor.

Alınan tedbirler, verilen eğitimler dumansız bir havayı sağlamamış olsa da sigara ile mücadelede belli bir aşama sağlandığı tartışmasızdır. 

Başlaması kolay, bırakması bir hayli zor olan bu alışkanlığın sağlam bir irade sonucunda veya tıp desteği alarak bırakılması ise bir başka keyiftir.

Günde beş paket sigara içen ve hayatta sigarayı bırakamaz dediğimiz insanların bu alışkanlıktan kurtulduklarına şahit olunca, insan iradesiyle her işin üstesinden geleceğine kanaat getiriyor.

Sigarayı bırakanların yanı sıra, sigaraya başlama yaşının düşmesi ise hayatın kısır döngülerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Duman avcıları iz peşinde olsalar da “Sigaramın dumanı / Yoktur yârin imanı / Altından köşk yaptırdım / Gümüşten merdivanı” türkülerini duymuyor olsak da sigara dumanının uzun bir süre daha tüteceği söylenebilir.

Dumansız bir dünya temennisiyle…

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi