13.05.2015 22:21:29
0 Yorum

Erdal Güzel
AZERBEYCAN,GÜRCİSTAN VE İRAN İZLENİMLERİ (Tiflis-Gence-Bakü- Erdebil-Tebriz)-4

Altı saatlik bir yolculuktan sonra saat 24. 00 de Bakü'ye vardık.
Bakü çok güzel ışıklandırılmıştı, sağ tarafımızda Hazar Gölü görülüyordu ve girişte çok güzel bir cami vardı.
Dünyanın en yüksek bayrak direğinin bulunduğu, bayrak meydanına geldiğimizde ,aracımızdan indik dışarıda hava Erzurum'u hatırlatır nitelikteydi.
Bakü'nün her yerinden rahatlıkla görülebilen bayrak direği ,220 ton ağırlıkta ,162 metre yükseklikte ve  3,2 metre çapındaymış. 
Göndere çekilen bayrak ise 350 kğ ağırlıkta ve 35 x70 metre ebatlarındaymış.
Bu bekleyiş esnasında İhsan Yıldırım'ın ,Bakü de yaşayan kardeşi geldi, kendisiyle tanıştık. 
İhsan bey ve ailesi kardeşinin aracına binerek kafileden ayrıldılar.
Bayrak meydanından ayrılıp, Erzurumlu Lokman isminde hemşerimizin işlettiği lokanta da çay ve çorba içip sonra otelimize vardık
Sabah uyandığımızda, dışarıda sert bir rüzgarın estiğini ve havanın kötü olduğunu görünce biraz hevesimiz kırıldı.
Azeriler kahvaltıya ''Sahar Yemeği'' diyorlar. Kaldığımız Otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra rehberimiz Ulduzla (yıldız) tanışıp saat 10.30 da araca bindik.
Tebrizli olan Ulduz, piyanistmiş ve resim bölümünde okuyormuş, en büyük dileği de eğitimini İtalya da sürdürmekmiş.
 Dışarıda esen rüzgarı görünce, Bakü'ye neden ''Rüzgarlar Şehri'' denildiğini anlamış olduk.
Bazı eczanelerin üzerindeki, 24 saat yazısı ilgimizi çekti.sol tarafta Köroğlu heykeli vardı. Daha ziyade Türklerin oturduğu Drujba(Dostluk) semtinden geçerken, etrafta gördüğümüz '' Böyük Qadın Ölçü Geyimi,Qızılın alışı,Mağaza bağlanır '' tarzındaki levhalar çok hoşumuza gitti. 
Belediye araçlarının üzerinde ise ''Şehir İcra Hakimiyeti'' yazısı vardı.
Hükümet binasını ,Puşkin Parkını, İnce Sanat Müzesini, Kukla Tiyatro binasını ve Hazar gölünü gördükten sonra ''İçeri Şehere'' geldik.
Goşa Gala denilen iki kapıdan sur içine girdik, hediyelik eşya satan dükkanlarda biraz oyalandıktan sonra, ünlü ressam Ezim Ezimzade'nin ismini taşıyan parka geldik.
Burada,kadına şiddeti,emeği sömürenleri.zalimleri,mazlumları ifade eden anlam ve mesaj yüklü heykeller vardı
Bu alış veriş esnasında Dr.Rahmi Özkurt.Av.Alpaslan Sarıca,Engin Duman ve Ahmet Erdoğan'ın aldıkları Kalpakları başlarına takmalarıyla ekibimizin bir anda profili değişmiş oldu.
XII yy ait eski ev kalıntılarını gördükten sonra Kız Kulesine geldik.
Ücret karşılığında kulenin içine girip en üstüne çıktık ve Bakü'yü buradan seyrettik, kule bizim Galata Kulesini andırıyordu.
Kulenin yanında eski devirlere ait mezar taşlarını görüp, Cuma Mescidine geldik.
Mescidin girişindeki levhada  Dadaş Dadaşoğlu ismini görünce, dadaşlar olarak bir hayli keyiflendik.
Şirvan Şahlar Sarayı,DivanHanın Şah Türbesi,Gullebaran Yerleri,Seyid Yahya Bakuvini Türbesi,Key Qubad Mescidi,Şah Mescidi ve eski bir hamamı gördükten sonra surların kenarından aracımıza doğru yöneldik, bu arada sur'un üstünde bulunan eski bir Mancınıkla fotoğraf çektirdik.
 Buradan ayrıldıktan sonra ilk hedefimiz ,Türk ve Azeri şehitlerin bulunduğu ,''Şehitler Hıyabanına'' gitmek oldu.
 Millet Meclisinin ve Üç kardeş denilen yüksek binaların karşısındaki Şehitliğin önünde aracımızı park edip, ilk önce 1990 yılında Ruslar tarafından katledilen sivillerin yattığı şehitliğe geldik.
Mezarlar siyah mermerden yapılmıştı ve üzerlerinde şehitlerin fotoğrafları ve isimleri yazıyordu.
Sağımızda ve solumuzda yer alan bu şehitlerimize dualarımızı yaptıktan sonra ,sönmeyen ateşin (meşalenin) bulunduğu geniş alana geldik.
Azerbaycan bayrağının dalgalandığı bu geniş meydan, Hazar Denizine bakıyordu.
Bu şehit Türk evlatlarını ziyaret ettikten sonra ,1918 yılında Nuri Paşa komutasında Bakü'ye giren Kafkas İslam Ordusunda şehit olan 1130 Mehmetçiğimizin anısına dikilen anıtın önüne geldik. Bu şehitlerimiz içerisinde dokuz dadaşımızda vardı
  Türk Şehitliğinde, Osman Ardahanlı'nın okuduğu Kuranı Kerimi dinleyip dualarımızı yaptıktan sonra , Haydar Aliyev'in ve Elçibey'in mezarlarının bulunduğu mezarlığa gittik.
Kemerli bir kapıdan içeri girdiğimiz mezarlık, sanki bir sanat galerisi gibiydi.
Çok güzel planlanmış olan bu mezarlık; ağaçları, çevre temizliği, yeşil alanları ve mezarların başlarındaki sanat harikası diyebileceğimiz heykellerle göz kamaştırıyordu.
İlk önce Haydar Aliyev'in mezarını ziyaret ettik, burada Aliyev'in bir heykeli vardı arkasında ve yan taraflarda yeşillendirilmiş tümsekler vardı.
Aliyev'in mezarından sonra ağaçlar arasındaki Elçibey'in mezarını bulmamız zor olmadı, bu asil vatan evladına da Fatihalarımızı okuduktan sonra mezarlıktan ayrıldık.
Devam edecek?..

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi