09.09.2015 13:06:29
0 Yorum

Erdal Güzel
Ateş düştüğü yeri değil, ülkeyi yakıyor...

Viyana kapılarından döndükten sonra yavaş yavaş azalan Cihan İmparatorluğunun gücü , Balkan bozgunundan sonra daha da azalmış, Birinci Cihan Harbi bittiğinde, koca imparatorluktan geriye ,sadece Anadolu kalmıştı.
Bu karanlık günlerde ,Kafkaslardan ve Balkanlardan göç eden milyonlarca Müslüman Türk, canlarını Anadolu'nun güvenli çatısı altına emanet etmişti.
Türkleri, geldikleri ata yurtlarına geri göndermeye yemin eden haçlı zihniyeti, Anadolu toprağının da Türklerin elinde olmasını istemiyordu.
Mondros mütarekesi ve Sevr anlaşması ile birlikte bize ,Anadolu içerisinde Ankara ve civarını bırakmışlardı.
Bu yok oluş reçetesini kabul etmeyen milletin bağımsızlık ruhu,  şanlı bir milli mücadele vererek,  Cihan İmparatorluğunun külleri arasında bir devlet kurmayı başarmış, yapılan bu mücadele, esir milletlere de ilham kaynağı olmuştu.
Bu genç  cumhuriyetin, kısa sürede gösterdiği başarı ve gelişme, egemen güçleri ziyadesiyle rahatsız etmişti.
O günden bu güne  İsyanlar, ideolojik çatışmalar ve kutuplaşmalar ile İslam coğrafyasının ve Türk dünyasının güvencesi olan Türk devletinin gücü azaltılmaya çalışılmış, yapılan ihanet planlarına yerli işbirlikçiler de dahil edilmişti.
Dün olduğu gibi bu günde bu hain tertipler devam etmekte, devletimiz, yerli ve yabancı  ihanet odaklarının hedefinde bulunmaktadır.
 Aradan bir asra yakın bir süre geçti, ırzımızı,canımızı,hürriyetimizi borçlu olduğumuz bu genç devlet, ne hazindir ki iç ve dış tehditlerin etkisi altından bir türlü kurtulamadı.
Türk devletini zayıflatmak, gücünü azaltmak ve neticede onu ortadan kaldırmak için tezgahlanan her türlü sinsi planın altında, emperyalist güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin rolü inkar edilmeyecek olsa da, millet olarak devletimize yeteri kadar sadakat gösterdiğimiz de pek söylenemez
Bu yaşanan tehlike ve tehditler karşısında devleti güçlendirmek yerine, devleti kafir olarak görmek, devlet malını talan etmek, devlet kadrolarına niteliksiz yandaşları doldurmak, Devleti ele geçirmek,Cumhuriyeti kuran iradeyi düşman görmek gibi düşünceler ne yazı ki hepimizin tanık olduğu manzaralardır.
Milli kavramların içinin boşatılması, göz bebeğimiz silahlı kuvvetlerimize yönelik kumpaslar, polis teşkilatındaki yapılanmalar, siyasi yetersizlik, yönetimdeki zafiyetler, hukukun tartışılır hale gelmesi  bu gidişatın somut örnekleri olmuştur.
Kanla,İrfanla kurmuş olduğumuz ve ilelebet payidar olacak olan devletimiz yine ihanet odaklarının kirli oyunlarıyla karşı karşıyadır.
Ortada varlığımızı tehdit eden bir baş kaldırı ve isyan vardır.
Toprağın kara bağrına verdiğimiz Mehmetçiklerin acıları, canımızı yakmaktadır
Hiçbir milletin, kendi varlığını ve geleceğini tehdit eden odaklara karşı sessiz kalması asla beklenemez.
Her gün gelen şehit cenazeleri ile artık ateş düştüğü yeri değil, tüm ülkeyi yakmaktadır.
Sözün bittiği noktaya doğru gitmek üzereyiz.
 Devleti yönetenlerin, sorumluluk mevkiinde olanların görevi, ülkede huzur ve güveni sağlamak, devleti tehdit eden tüm unsurlara karşı tavizsiz mücadele etmektir.
Şurası unutulmamalıdır ki  bu devlet, geçmişte olduğu gibi  bu günde her türlü ihanetin ve alçaklığın hesabını soracak güçte ve kudrettedir.
Düşen ateşle birlikte ,ülkede yeni bir ruhun oluştuğunu ve yeni bir bilincin olgunlaştığını görmekteyiz.
Dağlıca'da,Iğdır'da ve ülkenin her hangi bir köşesinde, Bir hilal uğruna canlarını veren Mehmetçiklerimize,polislerimize, Allahtan rahmet ,kederli ailelerine baş sağlığı dileriz.

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları
SON HABERLER
YAZARLAR
erzurumgundem.com
HASANSOFT Haber Sistemi